22/7/2008
FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER VE ERGENEKON
Merhabalar değerli ziyaretçilerimiz,
Dost sohbetlerinde yarı şaka yarı ciddi hep şunu söylemekteyim, Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN'ı ya asarlar yada heykelini dikerler. arkadaşlarım gülüyor bu lafıma. Neden gülmesinki, bazı olayların büyüklüğü yıllar sonra ortaya çıkar anlayacağınız şu günümüzdeki Ergenekon hadisesi, şapka çıkartacak cinsten. neden diyecek olursanız kökleri İngiliz kraliyet ailelerine dayanan Türkiye derin devleti çökertiliyor. Natonun kurduğu Gladio terör örgütü (Derin Devleti)nün uzantısı Ergenekon çökertiliyor. kısacası Türkiye Cumhuriyeti menfaatleri tehlikeye düşüyor bahanesi ile ülkemizi abluka altına alan Siyonist derin güçler tek tek enseleniyor. 
Yıllarca siyonist derin devlet tarafından İslamcıların üzerine atılan, her ölüm yıldönümlerinde bu milletin dinine, şeriatına küfrettirilme sebebi faili meçhul cinayete kurban giden aydınlarımızdan 
Uğur MUMCU, 
Abdi İpekçi, 
DİSK eski Genel başkanı Kemal Türkler, 
Prof. Dr. Muammer Aksoy, 
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, 
Çetin Emeç 
ve Prof. Dr. Bahriye Üçok gibi aydınlarımızın suikaste kurban gitmeleri akıllarda hep soru
işaretleri bırakmıştı.
Ordu komutanlarımızdan Org. Eşref BİTLİS
Unutulmayan siyasetçilerimizden Mehmet Bedri İNCETAHTACI, 
8. Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL
Araştırmadan yoksun, kendisine verilen leninist ve marksist kitaplardan ötesine geçemeyen bir kısım sözde solcular ise "kahrolsun şeriat" naraları ile bu oyuna bilmeden piyon oldular. Oysa suikaste kurban giden bu isimlerin tamamının ortak bir yanları vardı. İnandıkları ideolojide sonuna kadar samimi idiler. Bu ideolojiyi kullanarak ceplerine para dolduranları hep lanetlediler, onları fark ettiler, onlardan uzak durdular, gelen ahlaksız teklifleri ise net bir dille red ettiler. İdeolojilerine katılırsınız katılmazsınız ama davalarının eri olan bu yiğitleri bazı güçler idealist oldukları için ortadan kaybetme kararı aldılar. peki fatura kime kesilecekti. Eh tabiki 85 yıldır sanık sandalyesindeki yobaz ismini taktıkları kendi insanlarına.
Resmi rakamlara göre 700 Gayrı resmi rakamlara göre 4653 faili meçhul cinayet mevcut ülkemizde.
şimdi bu noktada insanın sorası geliyor 4653 cinayetin kaçında Ergenekon parmağı var? Zira son 3 yıl içerisinde işlenen tüm faili meçhullerde Ergenekon izine rastlandı.
Ergenekon yapılanması bize şunu öğrettiki. Kendini derin devlet olarak lanse eden bu gücün katiyetle ideolojisi, dini hassasiyeti, vatanperverliği, idealistliği olmayan bir yapılanma zira iddianame ve gözaltındaki zanlıların fikirlerini ve savundukları değerleri ölçecek olursanız, Hizbullahtan, tikkoya PKK'dan ülkü ocaklarına kadar bir çok insanı kullanarak türkiye hangi yöne gidiyorsa aksi istikamette bir suikast eylemi hazırlayarak ülkeye sadece kendisinin hakim olması için her türlü gücü karşı bir güçle durdurmuştur. ülkeyi 30 yıl geriye bazı sermaye çevrelerini ise 30 yıl ileriye atmışlardır.
Ergenekonun ucu bakalım daha kimlere dokunacak, mesela Koç Holding onursal başkanı Rahmi KOÇ bu işin neresinde? Yada emekli Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER acaba 1 numaramı? bu iddiaların büyük çoğunluğu 1 - 2 yıl içinde aydınlanacaktır sanıyorum. 
Ergenekon iddianamesi açıklandıktan sonra Dilovası kod adlı bir gizli tanığın Veli Küçük'ün Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanı olduğu dönemdeki sapanca ölüm üçgeninde yaşanan faili meçhul cinayetlerle ilgili bilgiler verdiği ortaya çıktı. Bu on yıllardır yanıtları bulunmayan soruların cevabını bulmak için büyük umut doğurdu.


KÜRT İŞADAMLARININ ÖLDÜRÜLMESİ
4 Kasım 1993'te Başbakanı Tansu Çiller İstanbul'da Holiday Inn Oteli'nde ellerinde PKK'ya haraç veren işadamlarının ve sanatçıların listesi olduğunu açıkladı ve "onlardan hesap soracağız" dedi.
- Bu açıklamadan iki ay sonra işadamı Behçet Cantürk şoförüyle birlikte evine giderken kaçırıldı ve cesetleri ertesi gün Sapanca yolunda bulundu.
- İki ay sonra ise Cantürk'ün avukatı Yusuf Ekinci, Ankara'da kaçırıldı ve cesedi de iki gün sonra Konya yoluna atıldı.
- Fevzi Aslan ve yeğeni Şahin Aslan ise, İstanbul Şehremini'nde bir kahvede otururken polis olduklarını söyleyen dört kişi tarafından gözaltına alındı. Fevzi ve yeğeninin cesetleri ertesi gün Hendek'te bulundu.
- Bu cinayetten iki ay sonra da Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Hakkarili Namık Erdoğan kaçırıldı. Erdoğan'ın cesedi Ankara-Kırıkkale yolunda üç gün sonra bulundu.
- DTP Milletvekili Pervin Buldan'ın eşi Savaş Buldan da 2 Haziran 1994 günü İstanbul'daki Yeşilyurt Çınar Oteli'nde arkadaşları Adnan Yıldırım ve Hacı Karay ile kaçırıldı. Cesetleri iki gün sonra ölüm üçgeni olarak anılan Bolu'nun Yığılca ilçesi yakınlarında bulundu.
SİLOPİ KAYIPLARI
HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Yöneticisi Ebubekir Deniz, 25 Ocak 2001 günü Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı'na çağrıldıktan sonra kayboldu. AİHM, Türkiye'yi mahkum etti.

Alıntı : Radikal Gazetesi.
1- UĞUR MUMCU'YU İSRAİL'DEN GELEN ÖZEL TİM ÖLDÜRDÜ

Veli Küçük'ün evinde bulunan MİT belgesi: İsrail kabine görevlisi Haim Ber-Yev kontrolündeki OADNA birliği mensubu 6 asker deniz yoluyla Türkiye'ye girdi. CIA denetimindeki tim, Mumcu'yu öldürdükten sonra İsrail Büyükelçiliği'nde saklandı.
2-SABANCI TETİKÇİLERİNİN İSMİ BİR AJANDADA ÇIKTI

Sayfa 301: Aydınlık Dergisi'ndeki aramada bir ajanda ele geçirildi. 1 Ocak 1996 tarihli sayfada Fehriye Erdal, İsmail Akkol, Mustafa Duyar isimleri yazıyordu. Bundan 8 gün sonra Sabancı suikastı gerçekleşti.
3- DANIŞTAY SALDIRISI İÇİN DOKUNULMAZLIK TEKLİFİ

Sanık Osman Yıldırım'ın ifadesi: JİTEM'den İsmail adlı bir yüzbaşı geldi. 'Sana dokunulmazlık verilecek, karşılığında hizmet etmeni istiyoruz' dedi. Kabul etmedim. Alparslan Aslan Ankara'ya gönderildi. Ben bu olayda istihbarat görevlisi gibi çalıştım.
4-'HABLEMİTOĞLU'NU ÖLDÜR 1 MİLYON DOLAR VERECEĞİZ'

Sanık Osman Yıldırım'ın ifadesi: 2002 sonunda Veli Küçük, Esen Türkyılmaz, Muzaffer Tekin ve Osman Gürbüz'le buluştuk. Hablemitoğlu'nu öldürmem için 1 milyon dolar önerdiler. Reddettim. Küçük, Gürbüz'e 'Bu iş yine sana düştü' dedi.
5- DELİL YOK AMA VELİ KÜÇÜK'ÜN DİNK'İ TEHDİT ETTİĞİ BİLİNİYOR

Sayfa 385: Ogün Samast'ın cezaevinde, kullanıldığını söyleyerek bağırıp çağırdığı biliniyor. Dink'in avukatı, Veli Küçük'ün Dink'i tehdit ettiğini, adamlarının Dink'in davalarına sürekli geldiğini belirtmiştir.
Uğur Mumcu'yu CIA'mı öldürdü
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün evinde bulunan, MİT Müsteşarı Sönmez Köksal imzalı belgeye göre Uğur Mumcu’yu CIA yönetimindeki İsrail Özel Timi öldürdü. İkinci hedef ise Mehmet Ali Birand’dı. Tim, Ankara Büyükelçiliği’nde saklandı
Ergenekon soruşturması çerçevesinde tutuklu emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün evinde bulunan bir belge, gazeteci Uğur Mumcu cinayetine ilişkin tartışma yaratacak önemli bir detayı ortaya koyuyor. Ergenekon iddianamesinde, Veli Küçük’ün adresinde yapılan aramada elde edilen dokümanlara detaylı yer verildi. Dokümanlar arasında en ilgi çeken ise MİT tarafından yazılan ve dönemin Başbakanı’na gönderilen 2 Şubat 1993 tarihli rapor.
İddianamede, “haki renkli 2005 ibaresi bulunan ajanda”da yer aldığı belirtilen rapora ilişkin bilgi şöyle yer aldı: “Bu ajanda içerisinde bulunan doküman 02 Şubat 1993 tarihli ve 01.789.0879/435 sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan, Sönmez KÖKSAL müsteşar imzası ile ‘ÇOK GİZLİ’ ibaresi ile Başbakanlık makamına hitaben yazılmış, Uğur Mumcu konulu belgede ABD’nin Ortadoğu’yu kontrol altına alıp Türkiye’nin dine dayalı bir yönetim altına girmesini önlemek amacıyla, CIA denetiminde, İsrail Kabine görevlisi Haim Bar-Lev kontrolünde, İsrail ‘OADNA’ birliklerinde eğitim gören altı kişilik özel tim ‘Hayre’ deniz üssünden botla Türkiye’ye giriş yaptıkları, timin hedefinin Uğur Mumcu ve Mehmet Ali Birand’ı öldürtmek olduğu, Mumcu’yu öldüren tim elemanları ikinci görevleri Birand’ı öldürmek için ülkemizden çıkış yapmadıkları, tim elemanlarının İsrail hükümetinin Ankara temsilciliğinde kaldıklarının tespit edildiğine dair istihbarat raporu olduğu...”
RAPOR DEMİREL’E
MİT ile ilgili belgenin yazıldığı raporun gazeteci Uğur Mumcu’nun öldürülmesinden 10 gün sonra yazıldığı anlaşılıyor. Turgut Özal’ın MİT Müsteşarlığı’na getirdiği ilk diplomat kökenli müsteşar olan Sönmez Köksal, o dönem iş başında bulunan DYP-SHP hükümeti sırasında da görev yaptı. Bağdat Büyükelçiliği’nden sonra 1992’de bu göreve getirilen Köksal’ın raporu dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e verdiği anlaşılıyor.
Fehriye 8 gün önce ajandada
AYDINLIK dergisinde yapılan aramada elde edilen 1995 yılı ajandasının 1.1.1996 tarihli sayfasında Fahriye Erdal, İsmail Akkol, Mustafa Ö. isimlerinin yazıldığı tespit edildi. İddinamede, “Adı geçen şahısların isimlerin not alındığı tarihten 8 gün sonra Sabancı Center İş Merkezi’ndeki Özdemir Sabancı, Toyota-Sa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe isimli kişilerin öldürülmesi olayını gerçekleştirdikleri bilinmektedir. Sabancı suikastı eyleminden sekiz gün önceki bir tarihe, eyleme katıldıkları tespit edilecek şahısların isimlerinin yazılmış olması, örgütsel bağlantı dışında hiçbir şekilde izah edilmesi mümkün değildir” denildi.
18.12.2002 NECİP HABLEMİTOĞLU
İddianamenin 1249. sayfasında Habib Ümit Sayın’a ait ifade şöyle: “56235 numaralı msn görüşmesi okunup sorulduğunda; burada yazmış olduklarının ciddi şeyler olmadığını, özellikle ‘Hablemit tam bir b.k. Her yana oynayan bir etki ajanı belki de gerçekten Fethullah’dan para sızdırmak isteyen bir palavracı. Gen-Kur bunun farkına vardı. Herifi sıkıştırdılar ve KTB’nin ben olduğunu herkese açıklıyor. Bu adam tam bir pislik. Bunun Tantan da farkında. Adnan ve Aydınlık da. Alemdaroğlu da... Hablemit korkuyor. Çünkü arkasında ne Mit, ne Gen-Kur, ne de Emniyet var. Silahı yok. Tek gücü medya onu da kaybetti. Gidici bir yıla kadar. Bir solucan ayıklanır’ ifadelerinin...”
17.05.2006 DANIŞTAY HAKİMİ ÖZBİLGİN-Tefeci parası finanse etti
İddİanamenİn 916’ncı sayfasında Danıştay saldırısı hükümlülerinden Osman Yıldırım’ın ek ifadesine göre; Veli Küçük, Akın Birdal suikasti’nin azmettiricisi Selim Tufan Gülaltay ile bir dönem ortak iş yapan Turgut Büyükdağ’ın fabrikasına, ‘tefeci’ aracılığıyla aldığı genel vekaletnameyle el koydu. Fabrikayı 2 bankaya ipotek ettirerek, 50 milyon dolar aldı. 5 milyon doları Osman Yıldırım’a ‘hak payı’ olarak verdi. Geri kalanı ise emekli Orgeneral Çevik Bir, İstanbul eski emniyet müdürü MHP milletvekili Hasan Özdemir, tefeci İsmail Özdemir ve Hüseyin Çil ile paylaştı.
19.01.2007 HRANT DİNK-Şerefsiz öldü, olay oldu
İddianamenin 1014’üncü sayfasında yer alan görüşmelerde Özcan Pehlivanoğlu ve Vedat Yenerer arasındaki konuşmada Hrant Dink için hakaretler yer aldı. Yenerer şöyle diyor: “Bu gözaltına alınan adamlara bak, hepsi akıllı herifler. Kim bilir bunlara çete diyecekler bilmem ne diyecekler. 5 sene sonra bu savcıların hiçbiri yerinde kalmayacak, AKP iktidarı gittiği gün korkunç şeyler olacak. Çoğu mesleği bırakmak zorunda kalacak. Korkularından ayrılacaklar. İçimiz dışımız Hrant Dink oldu ya. Bu şerefsiz öldürüldü bu kadar olay oldu. Şimdi böyle bir dönem yaşıyor ülke ama bunun sonu aydınlıktır. Veli Küçük gözaltında ama daha 70 milyon vatan evladı var.” İddianamede Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’in de ismi yer aldı; ancak Dink cinayetinin tam olarak nasıl işlendiğinin aydınlanmadığı ifade edildi. “Veli Küçük’ün adamlarının” Samast’ın duruşmalarını izlediği de iddianamede yer aldı.
Alıntı:Akşam Gazetesi
<****** type="text/**********">******>


Konu: Unutulmazlar ..
Abd nin tekerine çomak sokan ve Şehit edilen Aselsan çalışanı ve nicelerini unutmuşsunuz .. Tüm unutmadıklarınızla beraber tüm şehitlerimizin ve vatanseverlerin ruhu şad olsun .. Allah rahmet eylesin .. katilleri kahrolsun ..
Bağlantı »
Konu: SİZ KİMSİNİZ KİMLERDENSİNİZ?
SİZ KİMSİNİZ KİMLERDENSİNİZ..?
Soruyorum siz kimsiniz ve kimlerdensiniz? Türkiye’miz de kimi temsil ediyorsunuz?
Sizler kimin vatanseveri-vatanperverisiniz? Kimin savcısısınız siz? Kimin hangi ellerin askerisiniz ? Sizin Allah’ınız hangisi yahu….
1993- Gazeteci yazar Uğur Mumcuyu katlettiler,Taner Kışlalıyı öldürdüler,Bahriye üçok’u öldürdüler,Özdemir Sabancıyı öldürdüler,Danıştay’ı bombaladılar,Cumhuriyeti bombaladılar, Prof. Dr. Muammer Aksoy’u katlettiler…Eşref paşa.yı şehit ettiler.ASELSAN da çalışan 3 Türk mucit Mühendisimizi öldürdüler.Pkk ile işbirliği yaptılar,Hizbullah’ı kurup hem dindar halkı hem de pkk ya karşı kullandılar.1979 da Abdi İpekçiyi öldürdüler.2006 da Santa Maria Kilisesi' nin Katolik rahibi Andrea Santoro öldürüldü. 1992- İstanbul DGM Başsavcısı Yaşar Günaydın öldürüldü. 1990- Hürriyet gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi, Gazeteci-yazar Çetin Emeç ve şoförü Ali Sinan Ercan.ı katlettiler. Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, silahlı saldırıda şehit edildi.
Araştırmadan yoksun, kendisine verilen leninist ve marksist kitaplardan ötesine geçemeyen bir kısım sözde solcular ise "kahrolsun şeriat" naraları ile bu oyuna bilmeden piyon oldular. Oysa suikaste kurban giden bu isimlerin tamamının ortak bir yanları vardı. İnandıkları ideolojide sonuna kadar samimi idiler. Bu ideolojiyi kullanarak ceplerine para dolduranları hep lanetlediler, onları fark ettiler, onlardan uzak durdular, gelen ahlaksız teklifleri ise net bir dille ret ettiler. İdeolojilerine katılırsınız katılmazsınız ama davalarının eri olan bu yiğitleri bazı güçler idealist oldukları için ortadan kaybetme kararı aldılar. peki fatura kime kesilecekti. Eh tabi ki 85 yıldır sanık sandalyesindeki yobaz ismini taktıkları kendi insanlarına.
Aman ya Rabbi daha kimleri sayayım.Nice isimleri bilinmeyen kimleri yazayım.Asit kuyularından mı bahsedeyim,kazan dairelerinde yakılanlardan mı? Beton kuyulara gömülenlerden mi bahsedeyim.Yüreğim daralıyor aman Allah’ım bu ne vahşet ve bu ne dehşet verici hayvani fiiliyatlar.
Paşa çıkışıyor vali.ye …sen kimsin lan diyor.Prof ünvanlı bayan diyor ki;”biz asılız,bizim istemediğimiz hiçbir şey bu ülkede olamaz,kanun çıkamaz diyor.” İlerleyen zamanlarda şöyle diyerek yüreğinde ki kini kusuyor;”başörtülü kızlara burs verdiniz mi? Ne münasebet biz çağdaş ve moderniz.Çağdışlılığa neden burs verelim ki dedi.Bir başka paşa savcıya yine şöyle sesleniyor;sen kimsin lan bana yazıyorsun… kime güveneceğiz biz kime inanacağız?
Bir başka komutan şöyle diyor;”ben ışığı görmezsem kimse ışığı göremez “diyerek tehditler savuruyor.Cumhuriyet ve Atatürk arkasına sığınarak hem darbe yapmışlar hem Ülkemizin değerlerini işlerine gelmediği yada açıklarını yakalayanları hemencecik katletmişler.
Hangi vicdan ehli bu katliamları savunabilir? Hangi gerçek vatansever bu demokrasi düşmanlarını onaylayabilir?
Her yerden havan mermileri,el bombaları,krokiler,suikast silahları fışkırıyor da benim Ülke aydınım ve Ülke sevdalılarım bu dehşeti sadece seyrediyor.Hatta bazı güruh ergenokon için birileri gibi faso fiso diyor.Ben avukatıyım diyor.Milleti aşağılayan ahmak gören bu örgüt başları,Türk milletinin inancını ve gücünü bilmeyen zavallılardır.
Ergenokon yapılanması bize şunu öğretti ki. Kendini derin devlet olarak lanse eden bu gücün katiyetle ideolojisi, dini hassasiyeti, vatanperverliği, idealistliği olmayan bir yapılanma zira iddianame ve gözaltındaki zanlıların fikirlerini ve savundukları değerleri ölçecek olursanız, Hizbullahtan, tikkoya PKK'dan ülkü ocaklarına kadar bir çok insanı kullanarak Türkiye hangi yöne gidiyorsa aksi istikamette bir suikast eylemi hazırlayarak ülkeye sadece kendisinin hakim olması için her türlü gücü karşı bir güçle durdurmuştur.
Bağlantı »
Konu: HRANT DİNK
MERHUMUN ARKASINDAN ŞEREFSİZ DİYE KONUŞULMAZ BU HAKARETİ YAPANLAR ŞEREFSİZİN TA KENDİSİDİR TERBİYESİZ KALEKTERSİZLER AYIP AYIP YARIN SİZDE BİZDE ÖLECEGİZ ARKAMIZDAN ŞEREFSİZ DENMESİ KİMİN HOŞUNA GİDER HA 1 TANE ŞEREFSİZ VARSA ODA HRANT DİNKİN ARKASINDAN ŞEREFSİZ DİYENDİR KAMU OYUNA DUYURULUR SAYGILAR
Bağlantı »