BOP ve ABD kontolünde Yeniden Osmanlı 25/2/2008
ORTADOGU

Değerli ziyaretçiler sizlere sitemizden duyurduğumuz Büyük Orta doğu projesi ile ilgili belge ve bilgileri nihayet toparladık ve ilan ettiğimiz günde sunuyoruz.

Yazımızı geniş tutmamızın sebebi, olaya hem akedemik yaklaşmak hem sohbet havasında sürdürmektir.

ABD’li ekonomi profesörlerinin “15 yıllık bir kaynağımız kaldı” bu saatten sonra ABD artık bir süper güç olma önemini yitirmiştir. Acilen tedbir alınmazsa 2015 yılına farklı bir süper güçle, (AB, Çin, Ortadoğu ülkeleri) tüm kontrolü kendi lehlerine çevirerek ABD yi küçük bir ülke haline getirecek kaygısı ile temelleri 1957 yılında atılan, 1983 yılında açılımı öngörülen 1994 yılında faaileyete başlanan ve 2003 yılında resmiyet kazanan “Büyük Amerikan yüz yılı” yani bizim bildiğimiz adıyla “Büyük Ortadoğu Projesi” start almıştır. ABD nin birkaç defa yanlışlıkla!!! Açtığı Ortadoğu haritalarını hatırlarsınız. Türkiyenin doğusunu Kürdistan olarak gösteren bölünmüş bir haritayı işte bununda sebebi öngörülen Büyük Ortadoğu  Projesindeki harita olduğunun altını çizelim. Lakin son bir manevra ile Türkiyenin hamleleri bu harita üzerinde Irakın kuzeyinin Talabani ve barzaninin tasfiyesi ile eyalet sistemi olarak Türkiyeye bağlanmasıda öngörülmektedir.  Gelişmeleri sizler için derledik. Yorumlarınızla yazımıza katkılarınızı bekleriz…

Önce

Sonra

Büyük Ortadoğu Projesi, ABD'nin batıda Fas, Moritanya, doğuda Orta Asya ve Moğolistan, kuzeyde Kafkasya ve Türkiye, güneyde Arap Dünyası'ndan Somali'ye kadar uzanan bir coğrafyada yer alan ülkelere yönelik siyasi, hukuki, bilgi/eğitim, ekonomi, sosyal ve güvenlik boyutlarını içeren kapsamlı bir "islam coğrafyası" dönüşüm stratejisi olup, bu alanlarda uzun vadeli bir değişimi hedeflemektedir. ABD’nin Donald Rumsfeld, Disk Cheney, Paul Wolfowitz,Richard Perle ve William Kristol öncülüğünde, 1997'de oluşturduğu 'Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi'nin (PNAC) bir alt unsurudur

Kaynak: Tht Projeject for The New American Century

 

ABD Kongresinin 1957’de kabul ettiği Ortadoğu’da Barış ve İstikrarı Koruma başlığını taşıyan ve Eisenhower Doktrini olarak anılan kararı bugünkü BOP'tan farklı değildir.

BOP’a ilişkin bütün değerlendirmeler, NNSS 02 olarak kodlanan Ortadoğuda ABD’nin Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi: Bir 11 Eylül Sonrası Analizi, (New National Security Strategy of The USA in the Middle East Apost September 11 Analysis) adlı belgeye dayandırılmaktadır.

ABD Hükümeti bu politikasını farklı yollarla açığa çıkarmaya başlamış ve önümüzdeki 10 yılda ABD- Orta Doğu Serbest Ticaret Alanı önerisi ve Aralık 2002’deki Orta Doğu Ortaklık Girişimi bünyesinde destek programları bunlardan birkaçını oluşturmuştur.

Ulusal Demokrasi Desteği’nin (National Endowment for Democracy) 20. yılında ABD Başkanı tarafından geliştirilen ve 2004’teki State of Union konuşmasında daha da genişletilen, en son olarak da, G-8 Zirvesi için hazırlanan ve Al-Hayat Gazetesinde 13 Şubat 2004’te yayınlanan çalışma kağıdı Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2002 ve 2003 Arap İnsani Kalkınma Raporları’nda belirtilen ‘eksikliklere’ dayandırılmıştır

Kaynak TESEV

1983-1996 arası ABD yanlısı güçlerin kontrolü altındaki siyasi ve büroktatik kadroların belli bir planı uygulamaya koydukları; bunun için öncelikle dışişlerinde kendilerine hizmet edecek adamlar elde edip sonra üniversiteleri kullanarak gençliğe yöneldiklerini; BM, Dünya Bankası ve AB fonlarının büyük kısmının gençlere ve kadınlara yönelik kullandırıldığının; Önce gençler üzerinde, bizden bir şey olmaz, Türkiye berbat bir ülke, yaşanmaz imajıyla aşağılık kompleksi oluşturulup sonra da her bakımdan kayıtsız şartsız kendilerini kabul eden genç gruplar oluşturdukları, misyonerlik faaliyetlerine hız verdikleri kaydedilmektedir.

Kaynak: Yalan vaatler/ Haksöz Dergisi (2004)

Başbakan Erdoğan, Bush ile 28 Ocak 2004'te Beyaz Saray'da yaptığı görüşmenin ardından, "Türkiye'nin, sınırları genişleyen ve demokratik değerlerin yerleştirilmesi öngören bu projeye destek verdiğini, Türkiye'nin projede anahtar rol oynayacağını" söylemiştir

Kaynak:Erciyes Gazetesi/Hasan Sami SOLAK (2007)

Hükümet nezdinde BOP’u destekleyen ilk beyanat dönemin Dış İşleri Bakanı ve Cumhur Başkanı Abdullah GÜL’den gelmiştir.

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye'nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek..

Kaynak: Dış İşleri Bakanlığı AB beyanatı

20 Mart 2003 tarihinde ABD ve müttefikleri İngiltere, İtalya, Polonya, Avustralya'nın desteğiyle Irak Cumhuriyeti'nin işgal edilmesi ni ABD eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld: Irak’la olan sorun petrol yüzünden değil, Irak sorunu ülkenin kimyasal ve biyolojik silahlara sahip olmasından ve gelecekte de nükleer silah edinmesi tehlikesinden kaynaklanıyor. şeklinde ifade etmesine rağmen, Irakta kimyasal ve biyolojik silah ve tesis bulunamamıştır.

Kaynak: Voice of America

Bu işgal öncesi ABD Türkiye'ye biçilen rolün gereği olarak Türkiye'den Silahlı kuvvetlerinin konuşlanması ve Kuzey Irak'a geçişi için talepte bulunmuş ancak bu talep 1 Mart tezkeresi ile Yine Ak partililer tarafından CHP ninde desteği ile reddedilmiştir.

Kaynak: Gazeteler.

BM silah müfettişlerinin eski şefi Hane Blix, 6 Nisan 2004 tarihinde, Irak savaşı ve sonuçlarının, hem Iraklılar hem de bütün dünya açısından Saddam Hüseyin diktatörlüğünden daha kötü olduğunu söyleyerek, ABD işgalinin Irak’ta tam bir kaos ortamı oluşturduğunu vurgulamıştır.

20 Mart 2003'te başlayan işgalin üzerinden beş yıl geçmesine rağmen, Irak’ta henüz direniş sona ermiş değildir. Aksine direniş her geçen gün daha da artmaktadır.

Değerli ziyaretçiler ABD nin Büyük Ortadoğu projesinde ilk örnek ve temsil gücü Lübnandı.

Lübnan, etnik-dini çoğulculuğu, diğerlerinden ayrılan demokrasi ve birlikte yaşama deneyimleriyle, liberal ekonomi deneyimi ve potansiyeli ile Amerika'nın Arap dünyasına önerdiği modellerden biri olmuştur.

Suriye ve İran'dan kopartılmış ve İsrail ile ilişkileri düzelmiş bir Lübnan, İsrail'in varlığının da en önemli güvencelerinden biri olması beklenmştir ancak kaçırılan iki askerin ardından Lübnan'ı yerle bir eden İsrail ve Hizbullah’a desteğini tam güç veren İran İslam Cumhuriyeti sayesinde  bu modelde güvenilirliğini yitirmiştir.

Bu direnişle Hizbullah yüksek askeri donanımlı İsrailin, tüm AB ülkelerince asla yenilmez düşüncesini altüst etmiş tüm İslam dünyasının güvenini kazanmıştır.

 

Sol kesim, Akademik ve siyasi çevreler Türkiye'nin BOP içerisindeki rolünün Büyük Ortadoğu Jandarma Komutanlığı şeklinde düşünüldüğünü kaydetmektedirler.

Kaynak: Radikal Gazetesi / CHP Genel Başkanı Deniz Baykalın beyanatından derleme

Emperyal güçlerin Ortadoğu’ya ilişkin planları yeni olmadığı, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden sonlarına kadar Türkiye’nin emperyalist sistemin uç kalesi olarak tasarlandığı ve SSCB’ye karşı kullanıldığı belirtilmektedir. Ortadoğu’nun S.S.C.B. nüfuz alanına girmemesi için Türkiye bölgede etkili bir silahlı güce dönüştürülmüştür. İkinci Dünya Savaş’ı sonrasında Türkiye’nin Soğuk Savaş'ta rolünün ne olacağı tartışılırken Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı çıkan İngiltere, yeni bir proje ileri sürmekteydi. İngiltere, bir “Ortadoğu Komutanlığı Projesi” ileri sürmekte ve Türkiye’nin bu proje içinde Batı’nın çıkarlarını savunması gerektiğini düşünmekteydi.

İngiltere Dışişleri Bakanı Ortadoğu’nun SSCB’ye karşı savunulmasını bizzat Türkiye’nin üstlenmesini istemekteydi: Ortadoğu’nun savunulmasıyla olan ilgisi dolayısıyla, Birleşik Krallığın, bu bölgenin savunmasında Türkiye ile işbirliği yapmakta özel menfaati vardır... Türkiye’nin Orta Doğu’nun savunmasında kendisine düşen rolü oynaması üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Türk Hükümeti de bu görüşü paylaşmaktadır. Dünyanın bu önemli bölgesinin güvenliği için yapılan planlara Türkiye’nin katılması için gerekli çalışmaların bir an önce tamamlanmasını ümit ederim.

Türkiye Cumhuriyeti dönemin Başbakanı Adnan Menderes Ortadoğu’da Barış ve İstikrarı Koruma planı ile ilgili olarak yaptığı ...Çünkü, istikrar ve milletlerin istiklali gayesini güden garb devletlerinin siyaseti bakımından, Türkiye, bu bölgede büyük ehemmiyet arzetmekte ve bu bakımdan gerekli vasıfları haiz bulunmaktadır... Eisenhower Doktrini’nin doğruluğu ve sakatlığını tarih huzurunda... Amerika’nın bu planda ve bu hesapta, Türkiye Cumhuriyeti’ne vereceği yer, mevki ve ehemmiyet tayin edecektir. açıklaması ile Hükümetin ABD'!nin Türkiye Cumhuriyeti'ne biçtiği rol için hazır olduğunu açıkça dile getirmektedir.

Anıl Çeçen başta olmak üzere siyasi ve akademik çevreler bölgede yeni bir Osmanlı İmparatorluğu kurulacağını ama bunun Türklerin kuracağı bir Osmanlı İmparatorluğu değil, Amerikalıların kuracağı bir Osmanlı İmparatorluğu olacağını; bu yeni Osmanlı yapılanmasının federasyon ya da konfederasyon şeklinde ortaya çıkabileceğini ve ABD’nin planında yer alan Yakın Doğu Konfederasyonunun İstanbul merkezli olacağını dile getirmektedirler.

Kaynak: Nevval Sevindi

Zbingniev Bren ski, Türkiye Karadeniz bölgesini istikrar içinde tutar, Akdeniz’e girişi kontrol eder, Kafkasya’da Rusya’yı dengeler, hâlâ Müslüman fundamentalizmine karşı panzehirdir ve NATO’nun Güney kanadının dayanağıdır diyerek ABD’nin Türkiye için biçilen role işaret etmiş, 20 Nisan 2005'te Işık Üniversitesi ile Demokratik İlkeler Derneği tarafından düzenlenen ve Işık Üniversitesi öğretim üyesi emekli büyükelçi ve MİT Müsteşarı Sönmez Köksal'ın yönettiği Büyük Ortadoğu Projesi Panelinde, araştırmacı-yazar Andrew Tango, müdahaleci politikası dolayısıyla Amerika'nın bügünkü yönetiminin AB ülkelerinde eleştirildiğini ve kaygıya neden olduğunu belirtirken, bütün gelişmiş ülkelerin Büyük Ortadoğu'daki çıkarlarının örtüştüğünü söylemiştir.

 

Kaynak : Beşiktaş Gazetesi/ Siyasilerle tartışma.

Ve Sonuç olarak şunu belirtebilirizki Büyük Orta Doğu Projesi 2.500.000 (2.5 Milyon) müslümanın şimdiden hunharca öldürülmesi ile devam ediyor. Bizi daha derindenden ilgilendiren tarafı olan Türkiye sacayağında bakalım Ak Parti olayı lehine çevirerek ABD güdümünden kurtulup gönlündeki Osmanlıyı kurabilecekmi ? Yoksa Amerikanın istediği şekilde ABD kontrolünde yeni bir Osmanlı açılımıyla arap dünyasında model olarak , ağabey olarak sunulup emperyalizm içerisinde ABD’nin tükenmek üzere olan ekonomisini yeniden canlandıracak bir konumammı gelecek. Bunu elbetteki zaman gösterecek sevgili ziyaretçiler.

Biz olumlu ve olumsuz olarak Büyük Orta Doğu projesini ele almaya çalıştık. Şimdi söz sizin, yorumlarınızla yazı dizimize katkıda bulunun…

Editör: Muhammed KAYA

 

 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
2 yorum yazilmistir
2009-10-17 03:58:30 - yorum atan arkadaşa Yazan: isimsiz
öyle kafasına göre rest çekmeyle olmuyor bu işler.. Sana bunu kurduruyorsa ve bunun için çaba harcıyorsa böyle birşeyde kumar oynamaz kimse herkes elini sağlama alır
Bağlanti :: ::

2009-02-01 13:32:50 - kimin gudumunde olursa olsun Yazan: isimsiz
kimin gudumunde olursa olsun birlesik bir orta dogu devleti elbette sonsuza kadar uzaktan idare edilemeyecek ABD burada kumar oynuyor
ya tutarsa tutmazsa bize kalmayan orta dogu rusada cine de ab yede kalmasin dusuncesindedir.
elbette bu kurulacak devlet eninde sonunda kendisini hazir hissettigi anda restini cekecek ve akabinde dunyanin yeni super gucu olarak varligini surdurecektir.
bir kis mevsiminde keserim petrolu dogal gazi dediginde akan sular duracak.
hakimiyet bize gececektir.
Bağlanti :: ::

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa